10 Aralık 2014 Çarşamba

Ahmet Hakan’ın Menderes Türel’e Sormadıkları…


Turizmin başkenti olarak adlandırılan Antalya, son günlerde, ülke gündemimizde ilk sırada yer alıyor. Son şiddetli yağmur ve Milli Eğitim Şurasıyla gündemde olsa da kentin daha ciddi sorunları da var. İşte böyle bir ortamda Hürriyet Yazarı Ahmet Hakan COŞKUN Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanı Menderes TÜREL ile çarşamba söyleşisi yapacağını açıklayınca, herkeste bir merak uyandı. Malum son günlerde kentin gündemi hayli yoğundu. Türel’in kentte olup bitenler hakkında, söyleyecekleri merak ediliyordu. Bu merakımı gidermek için gazeteyi* açıp, söyleşiyi okuduğumda bayağı bir şaşırdığımı itiraf etmeliyim, birçok kişinin de aynı şaşkınlığı yaşadığını düşünüyorum. Çünkü kentin ana sorunlarına dair bir şeye rastlamadık. Sanırım Ahmet Hakan COŞKUN işin magazinsel boyutuyla daha çok ilgili. Oysa insanların cevabını merak ettiği birçok soru var.

Malum Menderes TÜREL, ikinci kez belediye başkanı seçildi. Seçilir seçilmezde ilk icraatı, binlerce taşeron işçinin işine son vermek oldu. İkinci olarak Tüm Bel – Sen sendikasına üye yüzlerce memuru, sürgüne göndermesi olmuştu. Bu işçi kıyımıyla ilgili bir soruyu göremedik. Hadi onu geçtik, Mustafa AKAYDIN zamanında üniversite öğrencilerinin barınma sorununa bir nebze çözüm olsun diye açılan öğrenci yurdu, bir oldubittiyle, Kılıçdaroğlu’nun rüşvetin merkezi dediği, TÜRGEV’e verilmişti. Ama buna dairde bir şey göremedik.  Antalya Sanatçılar Derneği(ANSAN) 1992 yılından beri kullandığı Kaleiçi’ndeki yerinden, hukuksuz bir şekilde polis zoruyla çıkarıldı.  ANSAN’ın tahliyesi sırasında halka polis ve zabıta saldırmış, hatta zabıtalar CHP’li belediye meclis üyelerini yumruklamışlardı. Yine Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği mevcut yerinden Büyükşehir Belediyesi tarafından çıkarılmak isteniyor. ANSAN tarzı bir süreçle karşı karşıyalar. Ama bunlarda söyleşide sorulmamış. Menderes TÜREL’in, ANSAN tahliyesinde de gördüğümüz, zabıta ordusuna neden ihtiyaç duyduğunu da öğrenemedik. Antalya’da suya yapılan %9’luk zam da haliyle söyleşide yok.

Antalya malum turizmin başkenti, yüz binlerce insan turizmden geçimini sağlıyor. Son Milli Eğitim Şurası’nda alınan turizm meslek liselerinde alkol servisi dersinin kaldırılmasına yönelik kararla ilgili kenti yöneten Menderes TÜREL, ne diyor onu da haliyle öğrenemedik.

Kısaca kente dair sorunlar ve sıkıntılar hakkında Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanı Menderes TÜREL’in ne düşündüğünü, kendisi hakkındaki eleştirilere ne cevap vereceğini öğrenemedik.

Gelelim söyleşideki gündemlere. Ahmet Hakan COŞKUN, Menderes TÜREL’e geride bıraktığımız Altın Portakal Film Festivali’nde yaşanan sansür iddialarını soruyor. Menderes TÜREL, olayı AKP’lilerin tipik komplo teorileriyle açıklıyor.  Bu işin “stratejik bir eylem planı” olarak tasarlandığını iddia ediyor. Bu kanıya nerden mi varmış? Onu da yine söyleşiden öğreniyoruz.  Kendisine festivalle ilgili İstanbul’da yaptığı basın toplantısında sorulan “Gezi ile ilgili bir film gelirse ne yapacaksınız?” sorusundan, “stratejik bir eylem planı” olduğunu anlamış.  Oysa tüm Antalya biliyor ki Menderes TÜREL bu festivali, bir bütün olarak yüzüne gözüne bulaştırdı. Yıllardır festivali organize eden AKSAV’ı devre dışı bırakarak, kendi kurduğu ekiple yapmak istediği festival, sansürün gölgesinde ve başka bir sürü aksaklıkla zar zor yapıldı. “İçinde küfür var, hukuki olarak gösterilmesi sakıncalı” denilen film birçok başka festivalde gösterildi. Tüm Antalyalılar biliyor ki Gezi belgeseli sansürlenmek istendi, gösterimi engellenmeye çalışıldı.

Menderes TÜREL bir başka konuda da doğruları söylemiyor. Kadınlar Plajında bazı CHP’lilerin, üstsüz olarak güneşlenme eylemi yapmaya çalıştıklarını söylüyor. Bir sonuç alamadıkları için de vazgeçtiklerini iddia ediyor. Bu mesele yerel basına** da yansıdığı için, herkes işin aslını biliyor. Çıplak olarak güneşlenmek isteyen CHP’liler değil, yabancı turistlerdi. Onlarda birkaç türbanlının tepkisiyle karşılaşmışlardı. İsteyen yerel basın arşivini açıp bakabilir.

Menderes TÜREL’in yaptıkları ve söyledikleri arasındaki başka bir tutarsızlık da kutuplaştırma meselesiyle ilgili. TÜREL “kutuplaştırma siyaseti AKP’ye yarayabilir ama bu, benim benimsediğim anlamına gelmez” gibi iddialı bir laf ediyor. Ama Antalya’da yaşananlar tam tersini gösteriyor. Menderes TÜREL ikinci defa başkan seçildiğinden beri, Antalya’da gerilimi ve ayrışmayı şiddetlendiren bir tutum içerisinde. Kendi yakın çevresi dâhil birçok kişi, artık farklı bir TÜREL’le karşı karşıya olduklarını ifade ediyor.  Büyük bir intikam hissiyle davrandığını belirtiyor. AKP’nin izlediği kutuplaştırma siyasetini, birebir Antalya’da uyguluyor. Özellikle ANSAN ve ÇYDD meselesindeki tutumu, bunun en net örnekleri. AKP’nin İstanbul ilçe belediyelerinde görev yapmış birçok kişiyi danışman yapması ve belediyede önemli noktalara ataması, önümüzdeki dönemde Antalya’da nasıl bir siyaset izleneceğinin göstergesi. Menderes TÜREL, Antalya’nın Tayyip ERDOĞAN’ı olmak niyetinde. Uzlaşmasız, saldırgan, dediğim dedik çaldığım düdük anlayışıyla davranmaya devam ediyor.

Menderes TÜREL’in bir de Antalyalılara müjdesi var! On bin kişilik bir cami yaptıracakmış. Antalya’nın bitmek bilmeyen bir gündemi de bu camii yaptırma meselesi. Beş bin kişilik bir camiinin, Akdeniz Üniversitesi yerleşkesinde, yapımı devam ediyor. Bu on bin kişilik camii nereye yapılacak belli değil. Hangi ihtiyaçtan doğduğu da söylenmiyor. Hatırlayanlar olacaktır; benzer bir tartışma Kaleiçi’nde yer alan tarihi Kesik Minare’nin yeniden ibadete açılması meselesinde yaşanmıştı. Ayasofya, camii olsun diyenlere Recep Tayyip ERDOĞAN “önce vakit namazlarında camileri doldurun, sonra bakarız” demişti. Aynısı Antalya için geçerli, namaz vakitlerinde çıkın, şöyle bir camilerin önünden geçin, içinde cemaat olmadığını rahatlıkla görürsünüz. Peki, bu camii ihtiyacı nereden çıktı? Menderes TÜREL’in izlediği siyasetin bir ürünü. O da Recep Tayyip ERDOĞAN’la uyumlu siyasi bir hat izlemek istiyor. Tıpkı onun gibi kutuplaştırıp, ayrıştırıyor, din üzerinden siyaset üretiyor. Kadınlar plajı, ilerici kurumların, derneklerin mekânlarından uzaklaştırılması, her türlü alanın yandaşlara devredilmesi bu siyasetin bir uzantısı. Anlayacağınız Recep Tayyip ERDOĞAN’ın yeni Türkiye’sine paralel, Menderes TÜREL’de yeni bir Antalya yaratma çabasında.

Ne Antalya ne de Türkiye, bu gerici, piyasacı kuşatmaya teslim olmayacak.

*http://sosyal.hurriyet.com.tr/yazar/ahmet-hakan_131/altin-portakal-i-sabote-etmeye-kalkistilar_27742359

**http://www.antalyaajans.net/turizm-haberleri/kadinlar-plajinda-hasemali-ustsuz-kavgasi-h5679.html