24 Mart 2014 Pazartesi

Ahmetler Köyü’nde Direniş Var, Yılgınlık Yok…


Karadeniz’den sonra en yoğun HES yapımı, Antalya ve çevresinde... Birçok HES inşaatı sürüyor, kimisi bitti, kimisi yapım aşamasında, kimisi de halkın direnişi nedeniyle ya yargı aşamasında ya da geçici süreyle durdurulmuş durumda. Bunlardan biri, belki de HES’e karşı mücadelede simgeleşmiş olan Ahmetler Köyü. Köylülerin anlatımına göre; “iki amcaoğlu Yörük Ahmet gelip yerleşmiş bu diyarlara, onun üzerine buraya Ahmetlerin köyü”denilmiş.

Ahmetler Köyü’ne yapılmak istenen HES, halkın yoğun tepkisiyle karşılaştı. HES yapılmak istenen bölgeye halk tarafından günlerce kamp kuruldu. Canını dişine takan köylüler, örnek olacak bir direniş sergilediler. Bu direniş karşısında ciddi bir kamuoyu da oluştu. Her yerden Ahmetler Köyü’yle dayanışma sergilendi. Şuanda, seçimin de etkisiyle HES yapımı durmuş durumda. Ama iktidar, Ahmetlere HES yapma inadından vazgeçmiş değil. Biz de Ahmetler Köyü’ndeki son durumu yerinde görmek için, Pazar günü köyü ve köylüleri ziyaret ettik. Köy yolunda köyün sakinlerinden Fatma Teyze’yle karşılaştık, tarlasından dönüyordu. Arabamıza davet ettik, o da bizi kırmadı. “Nereden ve niçin geldiğimizi” sordu. Biz de “HES’le ilgili geldik” deyince, “yoksa HESçi misiniz?” dedi. “HESçi olmadığımızı, onların mücadelesinin ne aşamada olduğunu öğrenmek için geldiğimizi” söyleyince, yüzüne bir neşe geldi. Hemen bizi evine buyur etti. Anadolu insanının misafirperverliğiyle hemen çayını demleyip, gerek yok ısrarımıza rağmen, bize kahvaltı hazırlayıverdi.  Biz Fatma Teyze’nin evinde sohbet ederken, etrafta bir hareketlilik gözümüze çarptı. Ardı ardına, Fatma Teyze’nin evine köylüler gelmeye başladı. Köylüler köylerine gelecek HESçilere karşı tedbir geliştirmişler, anında birbirlerini haberdar ediyorlar. Bizim aracın köyden birine ait olmadığını anlayınca, hemen birbirlerine haber vermişler, “HES şirketinden birileri gelmiş olabilir” diye. O yüzden köyde ufak çaplı bir heyecana yol açtık, ama durumu izah edince, iş tatlıya bağlandı. Biz de çayın demlenmesinin ardından, Fatma Teyzemizle tatlı bir sohbete başladık.

HES ve ona karşı yürüttükleri mücadeleyi sorunca, gözleri dolu dolu olarak anlattı. HESçiler bir gün ansızın köye iş makineleriyle gelerek, işe başlıyorlar. Köylülerde bunu duyar duymaz, harekete geçiyorlar. O günden itibaren direnişteler. Önce “buraya baraj yapılacak” diye halkı kandırmaya çalışıyorlar. “İşsizlere iş vereceklerini” söylüyorlar. Kimse buna zaten kanmıyor, kısa zamanda da işin aslı ortaya çıkıyor, barajın yalan olduğu anlaşılıyor. Köylülerin direnişi de şiddetleniyor. Köylüler HES yapılmaması için, nöbete geçiyorlar. Köylülere karşı, HES şirketinin paralı elemanları saldırıyor, silah kullanıyor. Saldırganlar jandarma tarafından korunuyor. Köylüler saldırganlardan şikâyetçi olsa da şimdiye kadar herhangi bir yasal işlem yapılmamış. Tüm bu saldırılar da köylüleri yıldıramamış. “Günlerce orada nöbet tuttuk” diyor Fatma Teyze ve “Bu HES buradan gidene kadar da mücadele etmeye devam edeceğiz” diyor.

Yetmiş yaşına merdiven dayamış ama, gözlerinde mücadele etmenin ve direnmenin verdiği gururu okuyabiliyorsunuz. “Mücadelede kadınları hep ön saflarda görüyoruz” diye sorunca “kadınlar herkesten daha yürekli” diyerek gülümsüyor. “Su olmazsa hayatın olmayacağının farkındayız” diyor, “Canımızı veririz bu suyu vermeyiz” diyerek ekliyor.  

Sohbetimizin ardından Fatma Teyze bize rehberlik ederek, hem köyü gezdiriyor, hem de diğer direnişçi köylülerle tanışmamıza vesile oluyor. Yolda muhtara rastlıyoruz. Köyde kiminle konuşsak, muhtarın tutumundan memnun. Muhtara bunu soruyoruz, kimi muhtarların HES yapımından yana tutum aldıklarını hatırlatınca “halkımın istemediği bir şeye ben nasıl olur diyebilirim, onların karşısında olabilirim” diyor. “Direnişlerinin asla siyasi malzeme olarak kullanılmasını istemediğini” ısrarla vurguluyor.

Diğer köylülerle konuşuyoruz, herkes Fatma Teyze’yle aynı düşüncede; “Asla bu sudan vazgeçmeyeceklerini” ifade ediyorlar. Onlar için su, vazgeçilemez. “Sadece kendileri için değil, doğadaki diğer canlılar için de bunu istediklerini” ifade ediyorlar.  HES yapımının şu anda durmuş olduğunu hatırlatıyoruz; “seçimden sonra göreceğiz” diyorlar. Yeniden direnişe hazırlar, direniş için kurdukları çadırlar yerli yerinde duruyor.  “Köylerine gelen AKP’lilerin bile, buraya HES yapılmasını savunamadıklarını” belirtiyorlar. Direniş güçlerinin farkındalar, “çoluk çocuk her yaştan köylüler olarak direneceklerini” söylüyorlar. Gezi Direnişi’ni de unutmuyorlar, oradaki direnişçilere dönük saldırının aynısını yaşadıklarını, direnişçiler için üzüntülerini de ifade ediyorlar. En büyük kaygıları, benzer can kayıplarının köyde yaşanması. “Öyle olursa hiçbir şey eskisi gibi olmaz” diyorlar.

Bizden en büyük istekleri; gittiğimiz her yerde haklı davalarını anlatmamız. “Nerede olursa olsun bunu anlatın” diyorlar. Biz de her zaman yanlarında olacağımıza, her yerde bu haklı mücadelelerini anlatacağımıza söz vererek, yanlarından ayrılıyoruz. Ahmetler Köyü HES’e karşı mücadelenin nasıl olacağının, güzel bir örneği. Bir köy hep birlikte mücadele ediyor.  Gözünü budaktan sakınmıyor. Onlar “kişisel istikballeri için değil, insanlığın geleceği için, bir istiklal mücadelesi verdiklerini” ifade ediyorlar.